Habertürk´teki "Tarihin Arka Odası", bir türlü kendini yerleştiremedi. Hem kalıcı bir kadro oluşturamadı, hem de kanımca hitap ettiği seyirci kitlesine de bir türlü karar veremedi. 25 nisan 2009 cumartesi gece yayınlanan programda, Murat Bardakçı ve Pelin Batu tango yapmışlar, ne yazık ki kaçırdım (Anında Görüntü'nün yeni bölümü bommmba gibiydi, onu seyrediyordum). Neyse ki Habertürk bu şaklabanlığı ana haber bülteninde verdi (Özge Özsağman, 2009 bahar ayları itibarıyla maalesef halâ haber sunuyor, hafta içi gece 22´de, haftasonu 19´da). Görülecek şeydi. Kaçıran herrrkes için çok üzülüyorum. Keşke herkes görmüş olsaydı da herkesle hep beraber oturup ekranlardaki o tangonun anlamını konuşsaydık.
Olay şöyle gerçekleşmiş:
Murat Bardakçı, "bir çapkına yangınım *" diye başlayan şarkıyı çalacağını söylüyor, Pelin Batu da, a, diyor, onu çalacaksan tango yaparız! Oluuur, diyor Murat Bardakçı. Yapım-yönetim ekibi de onaylıyor, yapabilirsiniz tabii, diyor, neden yapmayasınız... Ve yapıyorlar... Murat Bardakçı ve Pelin Batu, anlamını tartışmamız gereken bir "şey" yapıyorlar.
İlk aklıma gelen, biz öyle özgüven yüklü ve öyle medeni insanlarız ki, işte bunu bile yapabiliriz, gibi bir gösteriye kalkışmış olmaları. Yani bir tür, canımız ne isterse yaparız, tavrı. Cahil insanların çoğunlukta olduğu ülkelerde bilgi, onu taşıyanlara bu tür bir ayrıcalık tanıyor. Bu ayrıcalık da bizim gibi sıradan insanların hayal bile edemeyeceği şekillerde kendini açığa vuruyor. Örneğin, bir tarih programında, hiçbir estetik, eğlenceli, ritmik özelliği olmayan, gösteri olabilecek hiçbir özelliği bulunmayan bir tango gösterisi olarak dışa vurabiliyor.
İkinci olarak şöyle düşündüm; bu iki insan, gayet iyi niyetler ve samimi duygularla davranarak, bu iyi niyetlerini ve samimiyetlerini seyirciye yansıtmak istiyor olabilirler. İşte bir de böyle düşünmek için kendimi zorladım. Fakat baktım ki, bu düşüncedeki iyiniyet ve samimi olma çabası, saflık sınırlarını aşmış gitmiş...
Fakat şöyle bir şeyi de düşünmek gerek; Murat Bardakçı ile Pelin Batu arasında tuhaf bir gerginlik var. Bardakçı Batu´nun üstüne gidiyor, Batu, bana hiçbir zarar veremezsin, ha hayyyt, demeye getiriyor. Hiçbir şekilde alınmıyor, bozulmuyor, söylenenle kendisi arasında bir ilgi yokmuş gibi davranıyor. Cumartesi gecesi de Batu, aa, tango yapalım o zaman, dediğinde, Bardakçı aynı güdüyle zıplayıp "tango" yapmış olabilir: Tango mu yapmak istiyorsun, ben sana tango yapmayı gösteririm, bak bakalım bir daha tango yapmak isteyecek misin... Ya... Her kuşun eti yenmez kızııım...
Sonuçta, Tarihin Arka Odası´nda, 25 nisan 2009 cumartesi gecesi inanılmaz bir gösteri yaşanmış. Duymayanlara duyurulur.
Tarihin Arka Odası´nın adı geçmişken Yaprak Sayar´dan söz etmemek olmaz. Bu müthiş sesi bizle tanıştırdığı için Murat Bardakçı´yı kutlamak zorundayım. İnternette de hakkında harika şeyle yazılmış, çok sevindim. 1987 doğumluymuş ve İTÜ Ses Eğitimi Bölümü III. sınıf öğrencisiymiş. Ayrıca İstanbul Radyosu TRT Gençlik Korosu'nda da söylüyormuş. Bravo kendisine. Ayakta alkışlıyorum.
*
Bir çapkına yangınım
Her yanı bilsen ne hoş
Neş'esine baygınım
Sarhoşum sarhoş
Gözünde bir ışık var
Peşinde bin aşık var
Dudağında mey mi var
Sarhoşum sarhoş
Busesini almadan
Göğsüne yaslanmadan
Gözlerine bakmadan
Sarhoşum sarhoş
Gözünde bir ışık var
Peşinde bin aşık var
Dudağında mey mi var
Sarhoşum sarhoş
26 Nisan 2009 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder